6 Eylül 2009

Sevgililer Günü Katliamı

.
Bu yazı My Bloody Valentine 3D hakkında bilgi içerir.
.


CREMATORY - HUMAN BLOOD


Türünün korku ve mistik yazan bölümlerini kaale almadan suç ve gerilim macera kategorisindeki bir film gibi izleyecekseniz eğlenceli bir film My Bloody Valentine..
En azından vaktinizi tamamen boşa harcatan bir film değil..
3D teknolojisi gayet güzel yedirilmiş çekimleri kaliteli, oyunculuklar iyi, katilin gerçekten hangisi olduğunda sizi uzun süre ikilemde bırakacak kadar senaryosu da iyi..
Elbette bir kült gerilim korku filmi olacaklardan değil..


Babası Maden Ocağının sahibi olan
Tom Hanniger (sesi ve görüntüsüyle pek bi etkileyiciydi hani), bir kazaya sebep olur ve 6 kişi tünelde sıkışıp kalır. İçlerinden bir işçi Herry Warden diğer 5 işçiyi öldürür oksijenin kendisine kalması için.. Ve koma halindeyken kurtarılır. Günlerce komada kaldıktan sonra Sevgililer Gününde uyanır, ve hastanede tam bir vahşet yaratır, herkesi keser biçer, kalplerini çıkarır, parçalar bedenleri.. Sonra Maden Ocağına gidip orada Sevgililer Günü kutlamaları yapan gençleri de gebertir.. Sonra madende bir patlama olur ve ölür.. Ya da öldüğü sanılır..
Bizim Tom da psikoloijk olarak çöktüğünden kasabayı terkeder ve izini de kaybettirir, çünkü tüm kasaba halkı olanlardan Tom'u sorumlu tutmaktadır.
10 yıl sonra babasının mirasını devralmak ve madeni satmak üzere kasabaya geri döner..
ve Katliamlar yeniden başlar..
2 kişi arasında kararsız kalırsınız katilin kim olduğu üzerinde..
Eğer
Sevgililer Günü Katliamı hakkında okumadıysanız, film size sonuna kadar açık vermez hangisinin katil olduğu üzerine..
Tahminleriniz oluşur sadece..

Yönetmen
Patrick Lussier ı tebrik edebiliriz macera gerilim için gayet güzel ve eğlenceli bir filmdi..




9 yorum:

OveD dedi ki...

Yalom'um Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek kitabında, korku filmi izlemenin, özellikle çocuklar için ölüm korkusunu bastırmaya dönük olduğu söyleniyordu. Öyle hatırlıyorum...
Şimdi düşünüyorum, sevgili küçük kız, siz de mi ölüm korkusunuzu dışavuruyorsunuz bu kadar çok korku filmi izleyerek...
Ölümden korkmak kötü değil bence, ölüm korkusundan dolayı hareketsiz kalmak kötü... Bu yüzden hiç çekinmeden ölüm korkum olduğunu söyleyebilirim ama genelde bununla ilgili bir sohbetten kaçarım... Neden bilmem!!!
Bu arada, bir katliamda ben yapmak istiyorum... Ama benim ki sevgililer gününde değil de benim eski sevgililerimi bir araya topladığım bir günde... Mesela Teoman gibi bir yaş günümde hepsini biraraya toplayabilirim, ne dersin? :)) Hem orada da katilin kim olduğunu anlamak için filmin sonunu beklemek gerek... Onlar beni öldürmüştü ben de onları öldürmüş oldum :))
Şaka bir yana, filmi izleyip yazana kadar yazını ilk okuduğumda aklıma gelenleri yazmak istedim...
Ha bir de şarkıyı çok sevdim, hatta bayıldım... "Muhteşem!"

beenmaya dedi ki...

filmi seyretmedim ki kan tutan birei olarak seyredebileceğimi de pek sanmıyorum ama film gösterime girdikten birkaç gün sonra bir gencin kız arkadaşını vahşice öldürüp sonrasındaysa bu filmden ilha aldığını söylemesi kalmış aklımda...

uykutu dedi ki...

film benide gerdi açıkcası ama son zamanların en iyi gerilim filmi rec'tir bence.. hele de supernatural'den şebek dean'i görünce bu filmde ister istemez korku unsuru azaldı nazarımda.. son olarak katilin tahmin edilebilitesi mevcuttu bence ;)

YILDIZNAF dedi ki...

Nasil buuyorsun boyle filmleri, sen izledikten ve anlattiktan sonra acayip canim cekiyor. Sarki muhtesem Arkadasim. Yine ruhumu alip ucurdun....

alper dedi ki...

degisik film, seyrederim boyle filmleri

bu arada bruce willis in yeni filmi geliyor bence fikir super.:)

"Surrogates"

KIZILCA dedi ki...

Basit ve belki de gereksiz bir bilgi eklemek isterim :)
Yazıda bahsi geçen 2009 yılı mahsulü My Bloody Valentine filmi aynı isimli 1981 yılı yapımı filmin yeniden çevrimidir.

Friday the 13th (1980) filminin gişe başarısı ile birlikte seksenli yıllarda ABD semalarında arka arkaya birçok slasher filmi çekilir. My Bloody Valentine (1981) da onlardan biridir.

Günümüzde de ABD sinemasına benzer bir rüzgar hakimdir. İşin kolayına kaçmayı seven Hollywood eski yemekleri tekrar tekrar ısıtıp servis etmeye bayılıyor gibi geliyor bana.

7.oda dedi ki...

sevgili OveD; ölüm; üzerine düşünmeyi de konuşmayı da kaçındığım bir konu..
bilmem ki olabilir mi hakikaten korku filmi izlememenin altındaki neden??
ben daha çok "belki korkarım" umuduyla izliyorum korku filmlerini.. belki bir gün sağlam korksam bırakırım :))

sevgili beenmaya; aa hakkaten ben de hatırladım şimdi o haberi, aslında bu film insanı bu şekilde psikolojik olarak etkileyecek denli güçlü bir film değil..

sevgili obsesif; rec i izlemedim henüz, izleyeceğim.. filmde katili evet tahmin ediyorsun zaten ama film açık vermiyor aslında, sen tahminlerde bulunuyorsun..

sevgili YıldızNaf; ooo ben de daha ne filmler var, bu yanlarında hiç bir şey :) bu arada şarkı evet yaa süper bişi, crematory seviyorum :)

sevgili Alper; şimdi araştırdım netten, duymamıştım filmi.. iyi bir fikir mi sence hakkaten, düşünmeliyim sanırım..
evet riskleri sevmiyorum ben de elbette ama yine de sıfır riskli bir hayat ne kadar tatlı olurdu bilememekteyim :)

sevgili Kızılca; evet haklısın, Hollywood ya eskileri yeni teknoloji ile yeniden çekiyor, ya da Uzakdoğu nun korku filmlerini alıp yeniden çekiyor..

banu dedi ki...

böle filmleri tek başına izleyemiyorum ki yanımda biri olsa bile tek gözle yarısını izleyebiliorum en azından senn yazılar sayesinde bilgim oluyor :)

Anıl dedi ki...

İlk olarak film eğlenceli değil, en basit tabirle çıtır soslu bi gerilim filmi. Hah ama "gerim gerim gerilirim, bi yandan da eğlenirim; ben böyleyim." diyorsanız siz bilirsiniz. Bu konudaki doğru terminoloji; "iyi film yau bence" olabilir diye düşünüyorum ya da tamamen sallıyor muyum acaba şu an?

Sonra 3D teknolojisi gayet güzel yedirilmemiş filme ki bu konuda oldukça vasat olduklarını söyleyebilirim. Daha fazla izleyici çekmek için deneysel bi çalışma olarak nitelendirebiliriz bunu ki Final Destination da bu yolda ilerleme kararı almışsa bir miktar başarılı olduklarını söylemek gerek.

Oyunculuk olarak Jensen Ackles haricinde herkesin gayet saçma bir performans sergilediğini de söylebilirim kendi açımdan. Ben böyleyim.

Senaryo ise ehah. Oldukça klişe idi evet. Yani klişe başka ne denebilir ki. Biraz Fight Club, biraz The Machinist izleyen olayı en başından anlamıştır eminim.

Evvet.